18 Nisan 2013 Perşembe

Kürtçe Doğru Yazımına Dâir Birkaç Anekdot-2



Bir önceki yazıda birkaç tane başlıkla Kürtçe doğru yazım hakkında bazı bilgiler vermiştik. Bu yazıda da yine yapılan belli başlı hatalara değinmek istedik.

Kî / Kê’de Yapılan hata

Kürtçede yapılan en büyük hatalardan bir tanesi de “kî/kê” konusudur. Birçok kişi “kî/kê”nin eril-dişil olduğu yanılgısına kapılarak; Kürtçe kurdukları cümlelerde eğer cinsiyet belirtmemişlerse, birbirlerinin muadilleri gibi ikisini de kullanırlar. Örneğin:

Van tiştan kî/kê dibêje?

Oysaki bu büyük bir hatadır. Zirâ ikisinin de anlamı birbirinden çok farklıdır ve zannedildiği gibi her biri bir cinsiyeti karşılamamaktadır. Bilinen yanlış anlayışa göre “kî” eril “kê” ise dişildir. Oysaki bu çok yanlış bir anlayıştır. “Kî”nin Türkçedeki karşılığı “kim”dir; “kê”nin ise Türkçedeki karşılığı “kimin, kime, kimi”dir. Tıpkı Kürtçedeki büzüşük zamirlerin sahip oldukları üç anlam gibi, “kê”nin de üç anlamı vardır. (Min= beni, bana, benim; te,= seni, sana, senin; wî/wê= onu ona, onun; ve çoğullar…) Örneğin:


Ev zilam kî ye?
Ev jin kî ye?
Kî li min digere?


Navê kê Agîd e?
Bavê kê pîrtir e?
Gundê kê mezintir e?

Kürtçede var olan ergatif yapısı zamirlerin değişimine etki eder. (Ayrıntı için bknz: Kürtçede Ergatif Yapısı) Geçişli olan fiillerde geçmiş zaman kurduğumuzda, kullandığımız zamirin tersini yani düz ise büzüşük olanını, büzüşük ise düz olanını kurmamız gerekmektedir. Aynı olay kî/kê için de geçerlidir ki kê, kî’nin büzüşük halidir. Örneğin:

Ez geriyam./ Ben gezdim(Geçişsiz fiil ve düz geçmiş zaman)
Min dît. Ben gördüm (Geçişli fiil ve ergatif geçmiş zaman)
Kî hat? /Kim geldi(Geçişsiz fiil ve düz geçmiş zaman)
Kê got? /Kim dedi( Geçişli fiil ve ergatif geçmiş zaman)

Yukarıda da gördüğümüz gibi aslında ikisi de birbirinden farklı olmasına rağmen, geçmiş zamandaki ergatif yapıda bazı durumlarda birbirinin yerine geçtiği için aynıymış yanılgısı ortaya çıkmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki “kî/kê” birbirinden oldukça farklı ve ikisi kesinlikle eril-dişil değillerdir. Zaten “kim/kime,kimi,kimin” yapılarında eril dişil olayı Kürtçe için söz konusu değildir.

Kürtçede tarihlerin yazılımı


Bütün dünya dillerindeki kendi haslık gibi, Kürtçede de kendine has yapılar söz konusudur. Bu yapılardan bir tanesi ise tarihlerin yazılımıdır. Türkçede herhangi bir eke ihtiyaç duymadan öne günü ve sonrasında da ayrı olarak ayı yazmak yeterlidir (Örn: 1 Ocak). İngilizcede de bu Ocağın birinci günü olarak zikredilir. Bu dillerde olduğu gibi Kürtçede de tarihlerin yazılımı farklıdır. Ancak çoğu insan Kürtçedeki tarihleri Türkçeden motamot bir çeviri ile yazarlar ki bu çok yanlıştır. Örneğin:

Yek Gulan / 1 Mayıs
Bîst û Yek Adar / 21 Adar
Bîst û Heş Adar / 28 Adar

 Kürtçede tarihler veqetandek yani tamlama ekleri ile elde edilir. Buna göre Kürtçede tarihlerin yazılımın formülü şudur: “………ê  …………ê”. İlk kısma gün yazılır ikinci kısma ise ay yazılır. Örneğin:

Yekê Gulanê / 1’ê Gulanê
Bîst û Yekê Adarê / 21’ê Adarê
Bîst û Heştê Adarê / 28’ê Adarê

Ay, gün ve yıl şeklinde tarihi yazacağımız zaman, “ay”ın sonuna da veqetandek getirerek (ki bu dişil veqetandek yani “a” ile olur) yıla bağlarız ve yılın sonuna da çoğul olduğunu belirtmek için bir “an” eki getiririz. Örneğin:

Yekê Gulana Du Hezar û Sêzdehan / 1’ê Gulana 2013’an
Bîst û Yekê Adara Du Hezar û Sêzdehan / 21’ê Adara 2013’an
Bîst û Heştê Adara Du Hezar û Sêzdehan / 28’ê Adara 2013’an

Yukarıdaki tarih yazımı doğru ve Kürtçenin kendine has yapısına uyan bir yazımdır.

Tekrar sayısını belirten “-ıncı, -inci” eklerinin yazımı

Tekrar belirten bu ekleri açıklamak için küçük bir örnek verelim önce. Örneğin:

1’inci BDP Kongresi / Birinci BDP Kongresi

Yukarıda verdiğimiz örnekte olduğu gibi bu “-ıncı, -inci” tekrar belirten eklerdir. Yine Türkçede olduğu gibi diğer bütün dillerde kendine has yapılarla belirtilir. Kürtçede “-ıncı,-inci” ekinin karşılığı “-emîn”dir. Bu eki getirdiğimiz kelimeye tekrar sayısı anlamını da eklemiş oluyoruz. Örneğin:

Asta Yekemîn / Birinci Seviye
Rêza şeşemîn / Altıncı sıra

Yukarıda dikkatinizi çeken ilk şeylerden bir tanesi muhtemelen Kürtçedeki tamlamaların Türkçedeki tamlamaların tersi şeklinde oluşudur. İşte bizim de değineceğimiz esas konumuz da budur. Çünkü Kürtçede tamlamalar Türkçede yazılan tamlamaların tam tersidir ve tekrar sayısı belirten eklerde buna tâbidir. Ancak bir çok Kürt kurumu da dahil olmak üzere, Kürtçe bilen çoğu kişi bu tekrar sayısı belirten eki doğru yazıp, sıralama hatası yapmaktadır. Bu hata da tekrar sayısı belirten sayının tıpkı Türkçedeki gibi başa yazılmasıdır. Örneğin:

Duyemîn Kongreya BDP’yê / 2’emîn Kongreya BDP’yê

Ancak bu çok büyük bir yanlıştır. Kezâ Kürtçedeki tamlamaların veqetandeklerle bağlandığını ve Türkçeye çevrildiği zaman ters işlediğini hesaba katarsak, bu tekrar belirten sayıların da bu kurala tâbi olmaları gerekir. “İkinci BDP Kongresi” kendi başına bir tamlamadır. Ne kongresi diye sorduğumuzda “BDP Kongresi” cevabını alırız ki bu da isim tamlamasıdır. Burada hata yok herkes “Kongreya BDP’yê” diye çevirecektir. Ancak kaçıncı diye sorduğumuzda yine cevap  almaktayız ki bu da sıfat tamlamasıdır. Dolayısıyla olması gereken:

Kongreya BDP’yê ya Duyemîn / Kongreya BDP’yê ya 2’emîn’dir

Tekrar sayısı belirten sayıya vurgu yapmak için mi başka bir şey için mi başa yazma gereği duyuluyor bilinmez ama başa yazılma hali Kürtçenin öz yapısına uyan bir hal değildir. Ve maalesef bir çok Kürt kurumu da bu hataya düşmektedir.

“Ji….re” edatının kullanımındaki hatalar

“ji….re” edatı esasında Türkçedeki “-e, -a” yönelme halinin karşılığıdır. Zirâ hatanın yapılma sebebi de buradaki yönelme halinin, Türkçe kurulan cümlelerdeki tüm yönelme halleriyle kullanılabileceğidir. Oysaki bu edat kısıtlı bir “-e,-a” yönelme halidir. Peki, nedir bu kısıtlı yönelme halinden kastımız: Türkçede de var olan bir yapıdır aslında. Bir iki istisna hariç, bu edat “için” manasındaki bir “-e,-a” yönelme halidir. Örneğin:

Eve alışveriş yapıyorum /Aslında ‘ev için alışveriş yapıyorum’dur.
Sana hediye aldım / Aslında ‘senin için hediye aldım’dır.

Yukarıdaki Türkçe örneklerde de gördüğümüz gibi bu edatı bu tür durumlar için kullanabiliriz. Örneğin:

Ez ji malê re nan dikirim / Eve ekmek alıyorum = Ev için ekmek alıyorum
Ez ji te re diyariyekê tînim /Sana bir hediye getiriyorum = Senin için bir hediye getiriyorum
Tu ji wan re stran dibêjî / Sen onlara şarkı söylüyorsun = Sen onlar için şarkı söylüyorsun

Yukarıdaki örneklerde de gördüğümüz gibi, bu edat kısıtlı bir şekilde sadece “için” manasında kullanılıyor. Ancak her yapının olduğu gibi, bunun da birkaç istisnası vardır. Misal “gotin” yani söylemek fiilini bu edatla kullanırız ki Kürtçede bir çok fiil çeşitli edatların yardımıyla kullanmak durumundayız. Örneğin:
Ez ji we re dibêjim / Size söylüyorum
                                                                     
                                                                                Yılmaz Bağlar

15 Nisan 2013 Pazartesi

Kürtçe Doğru Yazımına Dâir Birkaç Anekdot




Kürtçe bilen birçok Kürt’ün yaşadığı en büyük sıkıntı Kürtçe okuma-yazmadır. Okuma, yazmaya oranla nispeten daha kolaydır. Ancak yazımda ciddi hatalar yapılmaktadır. Aşağıda birkaç başlık altında incelediğimiz konular da en çok hata yapılan konulardır. Buyurun hep beraber bu başlıkları inceleyelim:

Şahıs zamirlerinin yardımcı fiilleri

Her dilde şahıs zamirinin yardımcı fiilleri vardır. Bu fiiller cümlede yüklemin var olmasına sebebiyet verir. Kezâ bir cümlenin cümle olabilmesi için, öncelikle yükleminin olması gerekir. Yüklemi var eden ise fiildir. Ancak ana fiil kullanılmadan da cümleler oluşturulabilir. Mesela “ben iyiyim” derken aslında bir cümle teşkil etmiş oluruz; ancak bu cümlede ana fiil yoktur. Ana fiil olmamasına rağmen bu tam bir cümledir zirâ cümlede yüklem vardır. Burada yüklemi var eden ise “-im” ekidir ki bu da yardımcı fiildir ve cümleye yüklem katıp, cümleyi tam cümle haline getirmiştir. Kürtçede şahıs zamirlerinin yardımcı fiilleri şöyledir:

Ez: “im/me”
Tu: “î/yî”
Ew: “e/ye”
Em: “in/ne”
Hûn: “in/ne”
Ew: “in/ne”

Yukarıdaki şahıs zamirlerinin yardımcı fiillerinin yazımına dikkat etmemiz gereken bazı hususlar vardır. Görüldüğü gibi her yardımcı fiilin ikinci bir alternatifi vardır. Ancak bu istediğimizi kullanabileceğimiz anlamına gelmez. Kullandığımız kelime eğer sessiz harf ile bitmiş ise, o zaman ilk yardımcı fiilleri; sesli harf ile bitmiş ise, o zaman da ikinci yardımcı fiilleri kullanmak durumundayız. Örneğin:

Ez mamoste me
Ez xwendekar im

İki örnekte de görüldüğü gibi kelimenin son harfine göre yardımcı fiillerimizi kullandık. Bir diğer husus ise, bu yardımcı fiillerin nerede kelimeyle birleşeceği ve birleşmeyeceğidir. Bu yardımcı fiiller sadece “fiil”lerde birleşik yazılır. İsim, sıfat vb. diğer tüm kelimelerde ayrı yazılmak durumundadır; ancak birleşikmiş gibi okunur ve telaffuz edilir. Ayrı yazılmasının sebebi, Kürtçedeki “paşgir” meselesidir. Adından da anlaşılacağı gibi “son ek”ler kelimeden yeni bir kelime türetir. Bu sebeple isim veya sıfatla birleşik yazılırsa, kelime sanki yeni bir kelimeye evrilmiş gibi görünür.(Paşgir/son ek konusu için bknz: Paşgirên Peyvên Kurdî/Kürtçe Kelimelerde Son Ekler)
Örneğin:

Meşîn
Ez dimeşim
Tu dimeşî
Ew dimeşe
Em, Hûn, Ew dimeşin

Bu fiil örneğinde de görüldüğü gibi burada birleşik yazıldı.

Baş
Ez baş im
Tu baş î
Ew baş e
Em, Hûn, Ew baş in

Burada kullandığımız “baş” bir sıfattır ve burada yardımcı fiilimizi ayrı yazdık. Tıpkı sıfatlarda olduğu gibi isimlerde ve diğer tüm kelimelerde ayrı yazılır. Sadece fiillerde birleşik yazılır.

“Bê” yani –sız/sızlık, -meden/madan(olmadan) ekinin yazımı

“Bê” eki Kürtçede bir şeyden yoksun olma manası verir tıpkı İngilizcedeki without gibi. Ve yine tıpkı İngilizcedeki bu ek gibi etkileyeceği kelimeden önce yazılır. Ancak bu ek bazı yerlerde etkileyeceği kelimenin önüne birleşik bir şekilde yazılır, bazı durumlarda da ayrı bir şekilde yazılır. Gelin hep beraber buna bakalım ve nerede ayrı nerede de birleşik yazıldığını inceleyelim.

Ayrı yazıldığı yerler:
Bu ek etkileyeceği kelimeye sadece “yoksunluk” anlamı yani “-meden/madan”(olmadan) katacaksa eğer, etkileyeceği kelimenin önüne ve ayrı bir şekilde yazılır:
ziman jiyan nabe!
Hevalên min, min digerin.
Gundê me, av e.
Em te diçin.

Not: Hangi anlamda olursa olsun, “bê” eki şahıs zamirleriyle kullanıldığı zaman, ayrı yazılmak durumundadırlar.

Birleşik yazıldığı yerler:
Etkileyeceği kelimeye “-sız/siz”lik anlamı katıp kelimenin yeni bir kelimeye ve anlama evrilmesine sebebiyet verirse eğer, birleşik yazılır. “-lık/lik/luk” anlamları katan ve Kürtçede “î/yî/ahî” vb. son eklerle elde edilen ve soyut yani absrakt olan kelimelerde birleşik yazılır:

kesî
hevî
rûmetî
maneyî
malî
karî
duristî

Etkilediği sıfatlara “-sız/siz” anlamı verdiğinde birleşik yazılmalıdır:
deng
zar
dil
hal
derd

Özne durumundaki bir sıfata geldiği zamanlarda da birleşik yazılmalıdır:
namûs xerabiyê li mirovan dike.
aqil pir derewan dike.

Zamanların yardımcı eklerinin yazımı

Kürtçede bazı zamanları elde etmek için belli başlı eklere ihtiyaç duyarız. Geniş(şimdiki) zaman için kullanılan “di” ve gelecek zaman için kullanılan “bi” bunlardandır. Zamanı elde etmek için fiile belli başlı formlar yüklemek durumundayız ki bu formları da bu eklerle sağlarız. Ancak hâlâ bu yardımcı fiillerin yazımında birçok insan hata yapmaktadır. Her ne olursa olsun bu yardımcı fiiller(di, bi) zaman formu kazandırdığı fiillerden ayrı yazılamaz. Bunlar zaman formu katacağı fiillerin başına ve birleşik bir şekilde yazılmak durumundadırlar(İki harfli birleşik fiillerde bu yardımcı fiiller ortaya yazılır ki zaten ikinci kelime fiil olduğu için normal olarak onun başına yazılmış olur).

Kürtçede bulunan “di….de” ve “bi” edatları ile karıştırılabileceği için, bu ekler birleşik yazılmalıdır. “di…de” yani “-de/da” anlamındaki edat etkileyeceği kelimeyi nokta ile gösterilen yerlere alır ve ayrı yazılır. Ayrı yazıldığı için “di”sı da kelimenin önünde ve ayrı yazılmış olur. Yine “bi” yani “ile” anlamındaki edat etkileyeceği kelimenin önüne birleşik yazılır. Hal böyle olunca, zamanların yardımcı fiilleri de birleşik yazılmak durumundadır. Aksi halde bu zamanların yardımcı fiilleri yukarıda da gösterdiğimiz edatlarla karıştırılır ve ortaya anlam kargaşası çıkar.

“î” ve “ê”nin “i”ya dönüşme hali

“î” ve “ê”nin “i”ya dönüşme hali de en çok karıştırılan ve hemen hemen birçok kişinin hata yaptığı bir mevzudur. Kürtçede sonu “î” ile biten pek çok ve “ê” ile biten bir miktar kelime vardır. Bu kelimeler herhangi bir veqetandek (tamlama eki) ile tamlanan durumuna geçtiklerinde ve haliyle veqetandekler (a, ê, ên) de sesli harflerle başladığı için, araya bir “y” kaynaştırma harfi gelir. İşte bu “y”nin “î” veya “ê”nin yanına gelmesiyle; bu harfler “i”ya dönüşür. Net ve kesin bir kural olarak “y”den önce “î” veya “ê” kullanılamaz. Örneğin:

Ê
Dê = Diya min
Rê = Riya dûr

Î
Azadî = Azadiya Welat
Başî= Başiya mirovan
Hêvî= Hêviya me
Zaroktî= Zaroktiya wan

Yukarıda da görüldüğü gibi “î” veya “ê” harflerinden sonra “y” harfi geldiğinde, bu harfler otomatik olarak “i”ya dönüşürler.

Edatlarda “ê” kullanımı

Kürtçede edatlar etkilediği ismin önüne ayrı bir şekilde yazılır ve etkilediği ismin sonuna bir “ê” harfî getirirler. Aslında buradaki “ê” harfi dişildir ve geldiği kelimelerde dişil kelimelerdir. Kürtçedeki kelimelerin hemen hemen %80’i dişil olduğu için, bu “ê”nin tüm kelimelere geldiği gibi bir yanlış bir düşünce hâkimdir. Aslında eril olan ve edatın etkilediği kelimenin sonuna “î” getirilmelidir. Ancak bu eril “î” günümüz Kürtçesinde artık çok fazla kullanılmamaktadır. Örneğin:

Ez li ser zinar disekinim.
Di gund de pêncî mal hene.

Sadece işaret sıfatları ile kullanıldığında bu “î” eki getirilir. Hal böyle olunca, eril kelimelerin sonuna ne “ê” ne de “î” gelir. Örneğin:

Ez li ser vî zinarî disekinim.
Di wî gundî de pêncî mal hene.

 Edatın etkilediği eril kelimenin sonuna hiçbir ek getirilmeyebilir. Öte yandan edatın etkilediği şahıs zamirlerinin hiçbirine de “ê” veya “î” getirilmez. Örneğin:

Ev name ji min re hat.
Ez li te dinêrim.

Dişil olan tüm kelimelerde “ê” harfini kullanmalıyız. Örneğin:

Li Stenbolê bi milyonan kes dijîn.
Di malê de pisîk heye.

                                                                   Yılmaz BAĞLAR

27 Mart 2013 Çarşamba

Bilinen İlk Kürtçe Gramer Kitabı ve İtalyanca-Kürtçe Sözlük(1787): Grammatica E Vocabolario Della Lingua Kurda

İlk Kürtçe Gramer Kitabı ve İtalyanca-Kürtçe Sözlük: Grammatica E Vocabolario Della Lingua Kurda

            Bugüne kadar yazılmış olan Kürtçe sözlük sayısı, takriben 45’tir. Bu sözlüklerden en erken yazılanı, Ehmedê Xanî’ye aittir. Ehmedê Xanî’nin 1682-3 yıllarında kaleme aldığı “Nûbehara Biçûkan”, bilinen ilk Kürtçe sözlüktür. İlk basımı 1794 yılında Yusuf Ziyadeddîn Paşa tarafından “el-Hediyyetü’l-Hamîdiyye fi’l-Luxetü’l-Kurdiyye” adlı Kürtçe-Arapça sözlük ile beraber piyasa sürülmüştür. Bir diğer sözlük ise, Îsmaîlê Bayezîdî’nin 17. yüzyılda kaleme aldığı “Gulzar” (gül bahçesi) isimli sözlüktür. Bu sözlük ise Kürtçe-Arapça-Farsça olarak hazırlanmıştır. Bu eser de ikinci Kürtçe sözlük vasfını taşımaktadır.

            Yazılmış olan üçüncü Kürtçe sözlük ise Maurizio Garzoni’nin 1787 yılında İtalyanca olarak hazırladığı “Grammatica E Vocabolario Della Lingua Kurda” isimli eserdir. Yazılmış olan üçüncü Kürtçe sözlük olmasının yanında, bu sözlük aslında modern tekniklere dayalı bir şekilde hazırlanmış ilk Kürtçe sözlüktür. Garzioni’nin yazdığı bu kitap sadece sözlük değildir, aynı zamanda bir Kürtçe gramer kitabıdır. Bu özelliği ise esere, Kürtçe gramerine dair yazılmış ilk kitap vasfını da yükler. Peki, Garzioni kimdir ve neden böyle bir sözlük ve gramer kitabı hazırlama gereksinimi duymuştur?

Dal. P. Maurizio Garzioni kimdir?

            Dal. P. Maurizio Garzioni(1734-1804) İtalyan Katolik mezhebine mensup bir misyonerdir. 1752 yılında daha genç bir misyoner iken Osmanlı coğrafyasına gelerek, daha sonra Kürdistan’a geçen Garzioni, burada yaklaşık 15 yıl yaşadı. Kürdistan’da özellikle başta Musul olmak üzere, Hakkâri’nin 30 km. güneyinde bulunan Amadia gibi Kürdistan şehirlerinde Kürtlerin arasında yaşayarak ve misyonerlik faaliyetleri yürütmüştür. Bu süre zarfında Kürdistan coğrafyasının diğer tüm noktalarını gezip misyonerlik faaliyetleri yürütürken, Kürt halkının folkloruna ve diline dair birçok bilgi edinmiştir. Yukarıda zikrettiğimiz kitabını 1764-1775 yılları arasında yürüttüğü faaliyetler neticesinde edindiği bilgilerden derlemiştir. Kitapta kullanılan lehçe genel olarak “Karacûlan”, “İmadiye”, “Colemêrg”, “Cizîra Botan” ve “Bedlîs” olmak üzere beş farklı bölgenin alt lehçelerinden seçilmiştir. Kitabın bir diğer özelliği ise, Kürtçenin ilk defa Lâtin harfleriyle yazılmasıdır.

            Kitap 1787 yılında Roma’da “Sacra Congregazione di Propaganda Fide” yayın evinde basılmıştır. Kitabın ikinci baskısı ise 1826 yılında yapılmış ve İtalya dışında genel olarak İstanbul, Diyarbakır ve Bağdat’ta satılmıştır.

Aslında Garzioni, şüphesiz ki bu kitabı yazarken Kürt diline bir katkı sağlama düşüncesinde değildi. Tahmin edileceği gibi en temel amaç, buraya gelecek olan Katolik İtalyan misyonerlerin daha rahat misyonerlik faaliyetlerini yürütebilmeleri için Kürt dilini öğrenmelerini sağlamaktı. Zirâ kitaptaki sözlük kısmının sadece “İtalyanca-Kürtçe” olması ve folklora dair bilgilerin bulunması da aslında anlamaktan ziyade, öncelikli olarak anlatma çabasının hâkim olduğunu gösterir ki bu durum da zaten misyonerlik faaliyetlerine paralel bir husustur. Ama amaç ne olursa olsun Garzioni’nin yazdığı bu kitap Kürdoloji çalışmaları bakımından eşsiz eserlerden bir tanesidir. Avrupa’da Kürtçeyi ilk tanıtan kişi olması dolayısıyla, “Kürdolojinin öncüsü” sayılabilir.

Kitabın içeriğine kısaca bir göz atalım:

Kitap toplamda 288 sayfadan oluşmaktadır. 68 sayfalık gramer kısmından sonra yaklaşık 220 sayfalık sözlük kısmı gelmektedir. Gramer kısmında günümüzün dil öğretim tekniklerinin kullanılması ise, ayrıca dikkat çekici bir husustur. Konu seçimleri ve ünitelerin sıralanması, bugün Kürtçe dil öğretiminde kullanılan metotlara çok benzemektedir.

·         Kitabın ilk dokuz sayfası önsüzden oluşuyor. Önsözde dile dair verdiği bilgilerin yanında, Kürdistan coğrafyasına ve folkloruna dair verdiği bilgiler eşsiz niteliktedir. Katolik mezhebine mensup olması sebebiyle Kürt folkloruna biraz daha dogmatik bakmıştır.
·         Kitabın 11-16 arası sayfalarında Kürtçe “alfabe”den bahseder. Burada Arap alfabesiyle yazılmış olan Kürtçe harflerin İtalyanca karşılıklarını ve okunuşlarını vermektedir.
·         17-18 arasındaki sayfalarda sayılara değinir.
·         19-23 arasındaki sayfalarda sıfatlar ve şahıs zamirlerine değinir.
·         23-48 arasındaki sayfalarda fiillere, fiillerin pasif-aktif hallerine ve bunların zamanlardaki farklı çekimlerine değinir.
·         49-54 arasındaki sayfalarda edat ve zarf konularına değinir. Burada yaklaşık 135 edat-zarf’tan müteşekkil bir listeyi de vermektedir.
·         54-58 arasındaki sayfalarda zaman dilimlerine, günün öğünlerine, gün isimlerine, aylara ve mevsimlere değinir.
·         58-61 arasındaki sayfalarda vücudun bölümleri ile uzuvların isimlerin ve aile fertleri ile akraba isimlerine değinir.
·         62-74 arasındaki sayfalarda pratik günlük cümlelere yer vermekte ve hemen akabinde kısa paragrafları işlemektedir.
·         77-282 arasındaki 205 sayfada ise sözlük kısmı mevcuttur. Bu sözlük oldukça zengin bir kelime haznesini barındırır. Takriben 4.600 kelime mevcuttur ve kelimelerin büyük çoğunluğu halen günümüz Kürtçesinde kullanılmaktadır. Bazı kelimeler ise günümüzde biraz daha farklılaşmıştır. Bu husus da bazı kelimelerin günümüze değin olan süreçte geçirdiği ses ve anlam değişimlerini göstermesi bakımından oldukça önemlidir. Öte yandan İtalyanca bir kelimenin birden fazla karşılığını vermektedir. Bu da Kürtçenin zenginliğini göstermektedir.
·         283-288 arasındaki sayfalar ise kısa bir sonuç ve dizin kısmından oluşur.

1787 ve 1826 yıllarındaki baskılarından sonra kitabın başka bir baskısı olmadı. Kitabın orijinal nüshası halen Oxford Üniversitesi arşivindedir. Kitabın yok olmaması ve muhafazası için 2008 yılında Oxford Üniversitesi tarafından faksimile haliyle kitap dijitalize edildi. Kitabın faksimile hali yani tıpkıbasımı İtalya’da Nabu Press tarafından 2011 yılında yapıldı ve halen satışı mevcuttur.

                                                                                   Yılmaz Bağlar


NOT: Bu yazı yine Yılmaz Bağlar tarafından “Kürt Tarihi Dergisi”nin 6. Sayısında yayınlanmıştır. 

15 Ekim 2012 Pazartesi

Kürtçe’de Noktalama İşaretleri


Kürtçe’de Noktalama İşaretleri

Noktalama işaretleri, dünyanın tüm dillerinde çok önemli bir konudur. Günlük dilde, noktalamaların görevini, yaptığımız vurgular yerine getirir. Ancak yazı dilinde, vurgu yapılamadığı için, bu görevi noktalamalar yerine getirir.

Noktalama işaretlerinin tarihi, Romalı tarihçi Aristophanes ile başlayıp ve bu dönemden itibaren artarak kullanılamaya başlanmıştır. 16. yy. yani matbaanın icadından sonraki dönemde, düzenli bir şekilde kullanılmaya başlandı. Ancak tam anlamıyla, 19. yy. itibari ile bir sistematiğe bağlanıp, hemen hemen dünyadaki tüm alfabelerde kullanılmaya başlandı. Halen dünyada, gramer konuları içerisinde, en önemli konulardan biri olarak öğretiliyor.

İnsanlar, duygu ve hislerini doğru ifade edebilmek ve karşındakine aktarabilmek için, bu işaretleri bilmek zorunda.

Noktalama işaretleri ile insanlar; düşüncelerini daha açık ifade edebilir, daha kolay okuyabilir, anlayabilir ve yanlış anlamalardan uzak durabilir, tonaj ve vurguları daha sağlıklı yerine getirebilirler.

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, noktalama işaretleri dünyadaki tüm dillerde ehemmiyetli bir husustur. Ancak bu işaretler, Kürtçe’de sağlıklı bir biçimde kullanılmıyor. Hatta bazen tamamen kullanılmadığı durumlar bile oluyor. Kürtçe yazan yazarlar, bu işaretleri ya eksik kullanıyor ya da, nokta dışında, hemen hemen hiç kullanmıyorlar. Doğrusu bu husus, Kürtçe için büyük bir eksikliktir.

Kürtçe’nin yazı dilinde daha yeni bir dil olduğu, şüphesiz bir gerçektir. Kürtçe grameri daha yeni yeni oturuyor. Ancak, en başta bu konunun tam oturması lazım. Çünkü hal-i hazırda Kürtçe yazılan ve Kürtçe’ye çevrilen yazılar, noktalama işaretlerinden yoksun bir şekilde yazılıyor ve çevriliyor. Bundan dolayı, Kürtçe yazılan yazılarda ciddi bir anlam kargaşası meydana geliyor. Kürtçe’de bunun önüne geçebilmek için, noktalama işaretlerinin düzgün ve olması gerektiği gibi kullanılması gerek. Noktalamaların eksik kullanılması, Kürtçe yazılan yazılar için büyük bir eksikliktir. Bu sebeple, Kürtçe bilen herkesin bu konuya tam anlamıyla vakıf olmaları gerekmektedir.

O halde aşağıda bu konu üzerinde durup, noktalamaların nasıl kullanıldığına bakalım. Aşağıda daha çok; nokta, virgül, noktalı virgül, iki nokta ve ünlem gibi en çok hata yapılan, eksik veyahut hiç kullanılmayan işaretleri inceleyeceğiz. Bu işaretlerden bilhassa virgülün ( , ) kullanımına dikkat edilmesi gerekir.

İşaretler

1)      Nokta İşareti ( . )

a)      Kesin hüküm veren yani tamamlanmış olan cümlelerin sonunda kullanılır.

Ez baş im.
Payîz hat.

b)      Kısaltılmış olan kelimelerin sonunda kullanılır.


Dr., Kur., Îng., Tr., hwd

c)      Saatleri belirten rakamların arasında kullanılır.

12.37, 15.00, 20.30 hwd.

d)     Tarihlerin arasında kullanılır.

05.05.2005, 10.10.2012 hdw.

2)      Virgül İşareti ( , )

a)      Birbiri ardında sıralanmış kelime ve kelime gruplarından sonra kullanılır.

Min xwe li malê, li derve, li kargehê û li ba hevalan herdem tenê hîs dikir. Çimkî jiyana ku min dijî, tenê bû.

b)      Sıralı cümlelerin arasında kullanılır.

Em çûn, me dît û em hatin.

c)      Cümlelerde, vurgu yapılması istenen yerde kullanılır.

Rûmet, ne tiştekî bi pere tê kirîn ku li ba her kesî hebe.

d)     Kürtçe’de yanlış bir anlama vesile olmamak için “dema” kelimesinin arkasına veya, eğer “dema” terkip ise, terkibinin arkasına konulmak zorunda. Zirâ bu söz, “dem” kelimesinden gelmekte ve “dema” yapıldığında ortaya, sanki veqetandek ile teşkil edilmiş gibi bir anlam çıkmaktadır. Bu neticeyle hemen ardından gelen kelimeye bağlanma gibi bir hata yapılmaktadır. Bu da ortaya ciddi bir anlam kargaşası çıkarmaktadır. Aşağıda bahsettiğimiz hususu kıyasla görelim:

Dema min, xweş bû. 
Dema, min ew dît.

Görüldüğü gibi birinci cümlede veqetandek var ve “Dema min” bir terkiptir. Ancak ikinci cümlede ise “Dema” kelimesi bir bakıma İngilizce’deki “when” kelimesinin gördüğü görev, Türkçe’de ise “-iken” “-dığında” manası veren bir anlama sahiptir. Bu söz gibi “gava”, “çaxa” ve “wexta” sözleri de aynı anlam ve kullanıma sahiptir.

e)      Kürtçe’de, cümlede bir kimseyi tanıtırken veya bir şeyi açıklarken, ayrı yazılması gereken veqetandekler(a, ê, ên)’den hemen önce ve açıklama cümlesi bittikten sonra da virgül konulmalıdır.

Mehmet Ûzûn, ê ku pêşengekî Edebiyata Nûjen a Kurdî, xwedî gelek kitêbên hêjayî ye.

f)       Hitap ve çağrı ifade eden kelimelerden sonra kullanılmalıdır.

Hevalên hêja, hûn hemû bi xêr hatin.

g)      Şart cümlelerinde virgül, ilk cümle yani koşulun geçtiği cümlenin sonunda kullanılmak zorunda.

Eger tu ê werî, ez ê ji bo te cih bigirim.
Heke em dixwazin dereng nemînin, divê em amadekariyên xwe bikin.

3)      Noktalı Virgül

a)      Şekil ve mana itibari ile birbirine benzeyen cümlelerde, nokta yerine kullanılabilir. Bu tür cümlelerde eğer nokta kullanılmıyorsa, cümleler bir bağlaç ile bağlanmak zorunda. Ancak bağlacın da kullanılmaması halinde, noktalı virgül ile iki cümle birbirinden ayrıştırılır.

Ka em xwarin bixwin; xwarin amade ye. (çimkî)
Em derkevin derve; hewa îro xweş e. (ji ber ku)

b)      Virgül ile birbirinden ayrılmış olan kelime grupları ve cinslerin arasına konulur.

Ez ji fêkiyan ji tû, zebeş û hinaran; ji sewzeyan jî ji bexdenûs, kartol û keleman hez dikim.

c)      Cümlenin öznesinin, virgülle ayrılmış olan diğer kelimelere karışmaması için, özneden hemen sonra noktalı virgül kullanılması lazım.

Rojhat; ji Hogir, Hêlîn û Şîlanê mezintir e.

Şiyar; Adar, Nûjen û Delalê nas dike.

d)     Elemanları arasında virgül kullanılan cümlelerin arasında, kullanılmak zorunda.

Eger tu dixwazî werî, tu dikarî bê; lê em ê zû vegerîn.

4)      İki Nokta İşareti ( : )

a)      Çoğunlukla, açıklamaların kullanıldığı yerlerde kullanılır.

Rojname: Nameya ku her roj bi nûçeyên rojane derdikeve.
Pênûs: Tiştê kup ê nivîs tê nivîsandin.

b)      Cümlede eğer bir başka cümle alıntılanıyorsa, alıntı cümlesinden hemen önce kullanılır.

Hat ba min û got: “Ez, ji zû ve ye te nabînim.”
Herdem serê peyva wê ev e: Rûmet

c)      Örrnekleme yapılacak olan yerlerde kullanılır.

Gelek zaravayên zimanê Kurdî hene. Ev jî: Kurmancî, Dimilî, Soranî, Goranî hwd. ne.

5)      Ünlem İşareti ( ! )

a)      Haykırış, korku, heyecan, şaşkınlık, şaşkınlık vb. seslenme ve hitap bulunan kelime veya cümlelerde kullanılır.

Bavo! Dayê! Xalo! Apo! Bra! Xwişkê! Heval! Dotmamê! Pismam!

Gundîno! Bajarîno! Kurdino!

Êdî bes e! Îca ev nebû! Hawar!




                                                                                  Mamoste Yılmaz Bağlar

Di Kurdî de Nîşanên Xalbendiyan





Di Kurdî de Nîşanên Xalbendiyan

Xalbendî; ango xaldanî ango nuqtedanîn, ev yek di hemû zimanên cihanê de gelekî giring e. Mirov, di zimanê rojane de bi kirpandinê peywira xalbendiyan bi cîh tînin. Lê belê, di zimanê nivîskî de, ji ber ku kirpandin nikare pêk bê, ji bo ev peywir wekî zimanê rojane bi kar bê; divê xaldanî bi kar bê.

Dîroka xalbendiyan; bi zimanzanê Romayî, Arîstophanes, re dest pê dike. Ji vê dîrokê şûn ve, bi îcat kirina çapsaziyê ango ji sersala 16’emîn şûn ve bi pergelî bi kar hatiye. Lê grêdana sîstematîka wê ji sersala 19’emîn şûn ve pêk hatiye û niha di hemû zimanan de ev wekî mijareke gelekî girîng tê fêr kirin.

Mirov, ji bo hest û hîsên xwe rast îfade bikin û rast bigihînin ên hemberî xwe, divê van nîşanan bizanin.
Bi xaldaniyan mirov dikare fikr û ramanên xwe diyartir îfade bikin, hêsantir bixwînin, hêsantir fehm bikin û dûrî şaş fehm kirinan bimînin, tonaj û kirpandinan rast bi cîh bînin.

Li gorî ku me li jor jî îfade kir, xalbendî di hemû zimanên cîhanê de gelekî girîng e. Lê belê ev yek di zimanê Kurdî de rast bi kar nayê. Hetta ev yek carînan bi tûmerî bi kar nayê. Nivîskarên Kurd van nîşanan an kêm û kêm an jî, ji bilî xalê, yên din bi kar nînin. Bi rastî, bi kar nehatina wê  kemasiyeke mezin e, ji bo zimanê Kurdî.

Rast e ku zimanê Kurdî hê li ser nivîsê nû ye. Û rast e ku gramera Kurdî jî hê nû ve nû li cihê xwe rûdine. Lê divê serê pêşîn ev mijara xalbendiyan rûne. Çimkî nivîsên ku bi Kurdî hatiye nivîsîn an jî ji zimanên din wergeriyaye Kurdî, bê xalbendî tê nivîsîn û wergerîn. Ji ber vê yekê jî, di nivîsê de aloziya fehmkirinê derdikeve holê. Divê di zimanê Kurdî de, ji bo astengkirina vê yekê, xalbendî rasterast bê bi kar anîn. Bi kar neanîna xalbendiyan, ji bo Kurdî û Kurdîzanan kêmasiyeke herî mezin e. Divê hemû kesên Kurdî dizanin, baş hînî vê mijarê bibin.

Vê gavê em ê li jêr li ser vê mijarê bisekinin û bibînin ku çawa tên bi kar anîn. Em ê zêdetir li ser nîşana xal, bêhnok, xalbêhnok, du xal (li ser hev) û baneşanê bisekinin. Jixwe ev nişanan di zimanê Kurdî de, an ên gelekî çewt tê nivîsîn an jî kêm tê nivîsin in. Ji van nîşanan, divê herî zêde balê bidin bêhnokê.

Nîşanan

1)      Nîşana Xal ( . )

a)      Di dawiya rêzên ku hukma mîsoger didin, ango yên qediyayî de tê bi kar anîn.

Ez baş im.
Payîz hat.

b)      Di dawiya peyvên ku hatiye kurt kirin de tê bi kar anîn.

Dr., Kur., Îng., Tr., hwd

c)      Di nava saetan de tê bi kar anîn.

12.37, 15.00, 20.30 hwd.

d)     Di nava dîrokan de tê bi kar anîn.

05.05.2005, 10.10.2012 hdw.

2)      Nîşana Bêhnok ( , )

a)      Di dawiya peyv û komên peyvên ku pey hev rêz bûyî de tê bi kar anîn.

Min xwe li malê, li derve, li kargehê û li ba hevalan herdem tenê hîs dikir. Çimkî jiyana ku min dijî, tenê bû.

b)      Di nava hevokên birêz de tê bi kar anîn.

Em çûn, me dît û em hatin.

c)      Di hevokan de, piştî cihê ku mirov dixwaze bikirpîne, tê bikar anîn.

Rûmet, ne tiştekî bi pere tê kirîn ku li ba her kesî hebe.

d)      Di Kurdî de ji bo ku maneya şaş dernekeve holê, an paşiya peyva “dema”  an jî eger ev peyv terkîb be, di paşiya terkiba wê de; divê bê bi kar anîn. Çimkî ev pey ji peyva “dem”ê tê û dema ku em wê bikin “dema”, wê gavê ev peyv şaş xuya dike ku bi veqetandek hatiye afirandin û bi vê rewşê bi peyva piştî wê tê, tê grêdan. Ev jî maneyeke şaş derdixe holê. Ka em li jêr her du maneyan jî hevber bikin:

Dema min, xweş bû. 
Dema, min ew dît.

      Di hevoka yekem de veqetandek heye. “Dema min” terkîbek e. Lê ya hevoka duyemîn, peyva “Dema” bi xwe tê maneya: dema ku, çaxa ku, gava ku… Wekî peyva “dema”, peyvên “gava” û “çaxa” û “wexta” jî divê wisa bi kar bê.
e)      Di Kurdî de, dema ku di hevokê de diyar kirin ji bo kesek/tiştekî tê kirin, divê berî veqetandekên ku cûdayê peyvan tê nivîsin “a,ê,ên”  û piştî hevoka diyarkirinê bê bi kar anîn.

Mehmet Ûzûn, ê ku pêşengekî Edebiyata Nûjen a Kurdî, xwedî gelek kitêbên hêjayî ye.

f)        Piştî peyvên bangî ango hîtabî divê bê bi kar anîn.

Hevalên hêja, hûn hemû bi xêr hatin.

g)      Di hevokên mercî de, divê bêhnok piştî hovoka yekem ango ya bi merc, bê nivîsîn.

Eger tu ê werî, ez ê ji bo te cih bigirim.
Heke em dixwazin dereng nemînin, divê em amadekariyên xwe bikin.

3)      Nişana Xalbêhnok ( ; )

a)      Di nava hevokên ku bi şekl û mane wekhev de, mirov dikare ji dêvla xalê vê bi kar bîne. Hevokên ku mîna van; eger bê xal bin, divê bi grêdankekê bê grêdan. Lê belê eger em grêdankan bi kar nînin, wê gavê divê em xalbêhnokan bi kar bînin.

Ka em xwarin bixwin; xwarin amade ye. (çimkî)
Em derkevin derve; hewa îro xweş e. (ji ber ku)

b)      Di nava cure û kompeyvan de, ên ku di nava xwe de bi bêhnokan hatiye veqetandin,  tê bi kar anîn.

Ez ji fêkiyan ji tû, zebeş û hinaran; ji sewzeyan jî ji bexdenûs, kartol û keleman hez dikim.

c)      Ji bo ku pîşkara hevokê tevlihevê peyvên din, ên ku di nava hevokê de zêde û zêde bi bêhnokê bi kar hatiye, nebe; divê xalbêhnok bi kar bê.

Rojhat; ji Hogir, Hêlîn û Şîlanê mezintir e.

Şiyar; Adar, Nûjen û Delalê nas dike.


d)     Di hevokên ku, di nava hêmanên wan de, bêhnok hene de; divê xalbêhnok bê bi kar anîn

Eger tu dixwazî werî, tu dikarî bê; lê em ê zû vegerîn.

4)      Nîşana Du Xal (Du xal li ser hev) ( : )

a)      Bi gelemperî, di cihên ku diyarkirin tê kirin de, tê bi kar anîn.

Rojname: Nameya ku her roj bi nûçeyên rojane derdikeve.
Pênûs: Tiştê kup ê nivîs tê nivîsandin.

b)      Di hevokan de eger hevokek îqtîbas dibe, ango ji cihekî tê girtin, divê du xal bê bi kar anîn.

Hat ba min û got: “Ez, ji zû ve ye te nabînim.”
Herdem serê peyva wê ev e: Rûmet

c)      Di cihê ku mînak dê bê dan de, divê bê bi kar anîn.

Gelek zaravayên zimanê Kurdî hene. Ev jî: Kurmancî, Dimilî, Soranî, Goranî hwd. ne.

5)      Nîşana Baneşan
a)      Ev nîşan; di cihên ku bang kirin, gazî kirin, hawar kirin, tirsîn, şa bûn, qehirîn, ecêb mayîn hwd. tê de heye, divê bê bi kar anîn.
Bavo! Dayê! Xalo! Apo! Bra! Xwişkê! Heval! Dotmamê! Pismam!

Gundîno! Bajarîno! Kurdino! 
Êdî bes e! Îca ev nebû! Hawar! 


       
                                                                                  Mamoste Yılmaz Bağlar